Tekirdağ, Marmara Denizi'nin güneyinde uzanan Ganos Fay Hattı'na yakınlığıyla Türkiye'nin en yüksek sismik risk taşıyan illerinden biri. Kil ağırlıklı kıyı zeminleri, deprem sırasında sıvılaşma riskini artırırken, aynı zemin yapısı normal koşullarda da yüksek su tutma kapasitesine sahip.
Bölgedeki hızlı sanayileşme, özellikle depo ve üretim tesislerinde zemin katı su yalıtımını öncelikli bir ihtiyaç haline getiriyor. Drenaj Yalıtım, Tekirdağ'da hem deprem senaryolarını hem de kil zeminin su davranışını hesaba katan projeler geliştiriyor.
Tekirdağ'daki sanayi tesislerinde zemin su yalıtımını, üretim hattının kesintisiz çalışmasını garanti altına alacak şekilde projelendiriyoruz.
Bağcılık bölgesindeki depolama tesislerinde ise nem kontrolü, ürün kalitesini doğrudan etkilediği için özel bir hassasiyetle ele alınıyor.
Tekirdağ'da en sık karşılaştığımız üç durum
Kıyı şeridinde nem ve tuz. Marmara kıyısındaki yerleşimlerde deniz etkisi nem ve tuzu birlikte getirir. Bu koşulda su yalıtımı donatı korozyonuna karşı da koruma sağlar.
Sanayi yapılarında geniş çatı ve zemin. Bölgedeki üretim tesislerinde çatı alanı ve zemin yüzeyi büyüktür. Geniş çatılarda sentetik membranın makineyle yapılan tutarlı kaynağı avantaj sağlar, sızıntı riski detay noktalarında yoğunlaşır.
İç kesimde düz arazi ve yüzey suyu. Ergene havzasına yakın düz kesimlerde yağmur suyu kendiliğinden uzaklaşmaz. Yapı çevresinde biriken su temele yaklaşır, çözüm önce yüzey eğimi ve tahliye düzeninden geçer.
Keşifte neye bakıyoruz
Denize olan mesafe ve tuz etkisinin belirtileri, sanayi yapılarında çatı detay noktalarının sayısı ve mevcut membranın durumu, iç kesimde arazi eğimi ve yüzey suyunun izlediği yol, deşarj imkanı ve mevcut hatların kapasitesi.